blog.Yurdumuz.com

Just another WordPress.com weblog

Yanlış adım ABD’ye de kaybettirir

Başbakanlık Dış Politaka Danışmanı Prof. Ahmet Davutoğlu, Türkiye ile Ermenistan ilişkilerinde ABD’nin diyasporayı dinlemisinin doğuracağı sakıncayı anlattı.

 

Başbakanlık Baş Danışmanı Ahmet Davutoğlu TRT 1′deki Enine Boyuna programında Türkiye’nin dış politikasındaki değişimleri ve dünyadaki değişimleri anlatıyor.  Programın konukları arasında Sami Kohen, Mithat Bereket, Fehmi Koru da var.

Davutoğlu satır başları ile şunları söyledi:

Batı başkentlerinde Irak için senaryolar yapılabilir. Ancak orada yaşanacak acı bizleri etkileyecek. Gazze de durum aynısı. Orada sakat kalan çocuklar bizim evimizde sorgulanıyor. Türkiye bu nedenle olayı sorgulamak zorundadır. Biz bu nedenle Ortadoğu’ya farklı bakmak zorundadır. Türkiye bölgeye batı gibi bakamaz.

Biz geçtiğimiz yıllarda krizi sona erdirmek için ya stratejik ilişki kurduk ya da bazı kurumların ortağı olduk. Türkiye kendi kimliğinin parçası olarak Ordadoğu’ya biz iz bırakmak gayesi ile adım atıyoruz. Biz şu anda tarihte iz bırakma dönemindeyiz. Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde Kongo, Latin Amerika, veya dünyanın bir başka ülkesi için Türkiye’nin yapacağı birşeyler vardır. Türkiye’nin salt önceliklere dayanan ülke kategorisinden entegre politikası üreten ülkeler statüsüne geçmesi gerekir. Türkiye bunu yaparsa küresel strateji uygulayan ülkeler düzeyine çıkabilir. Türkiye 50 yıllık bir hedef önüne koyacaksa ona göre adım atma vakti gelmiştir.

Türkiye’nin yeni açılımının ve özellikle İsrail’e yönelik tepkilerin ABD’deki lobilerin hoşuna gitmedi ve Türkiye aleyhine bir rapor hazırlamaları konusuna değinen Davutoğlu, Türkiye bölgedeki konumu artık başka. Türkiye’nin çıkışına tepki gösterenler ya Türkiye’ye ön yargılıdır ya da tepkiyi anlamıştır. Türkiye masum insanlara yaşatılan acıya tepki göstermiştir. Türkiye’nin sicili en temiz ülkedir. Türkiye bu açıdan günü birlik değil her zaman haklı bulunacak bir konumdadır. Türkiye kendi haklılığını daha net ve daha düzgün bir uslupla ortaya koymamız gerekiyor. Ermeni ve Yahudi lobisi ensemizde diye Ordadoğu ve Kafkasya politikalarını bu baskıların bakış açısı ile yürütemez.

İsrail Türkiye ilişkileri yaşanan tüm gerginliklere rağmen  değişmeyecektir. Filistin Kurtuluş Örgütü terörist olarak ilan edilirken Türk Dışişleri ortak resim vermiştir. Türkiye 12 Eylül döneminde İsrail ile ilişkilerini maslahatgüzar seviyesine indirmiştir. Ancak Türkiye-İsrail ilişkileri hiçbir zaman kopmamıştır. Geçen sene aynı siyasi aktörlerle İsrail -Suriye ilişkileri gerçekleştirilmişse İsrail’in Gazze’de insan haklarına aykırı hareket yaptığını söyleme hakkını Türkiye’ye vermiştir.

 Soğuk savaş döneminde Cumhuriyetlerle Demokratlar arasında farklılık gözükmesine rağmen ABD’nin dış politikası hep aynıdır. Ancak 1989 ile 2000  yılları ayrı bir dönem olarak ele alınmalıdır. Baba Bush döneminde yeni dünya düzeni, özgürlükler, demokratikleşme ve insani adımların atıldığı dönemdir. Bosna Hersek, Kosava müdahaleleri bu dönemde yaşandı.  2001 11 Eylül ile başlayan dönemde özgürlük ve yeni dünya düzeni kavramları yerine devlet güvenliği, çok taraflılık değil tek taraflılık gibi yeni bir süreç başlatıldı. Bu süreç Körfez savaşları ve Afganistan Irak dönemidir.  Şimdi ise 3. bir dönemdeyiz.  Önceki döneme göre bu dönem Bush döneminin mirası ile özellikle Irak savaşını kaybetmiş bir ülkenin yönetimi ve hasar tamiri yapması gereken bir ülkedir. Böyle bir ülkenin hasar tamiri yapabilmesi ve kendisini yeniden zirveye çıkarabilmesi çin müttefiklere ihtiyacı vardır. Bu NATO için değil ortaklıklarla mümkündür.

Türkiye dünyadaki gelişmeler ve özellikle Ortadoğu’ya yönelik hep uyarıcı mesajlar vermiştir. Türkiye önümüzdeki 3-4 ayı kurtarabilirsek 2009′u kurtarırız 2009′u kurtarırsak gelecek 5 yılı kurtarırız. Türkiye için bu yıl öncelik Irak olacaktır. Bugün Zebari Ankara’ya geldi. Bu yeni dönem ABD’nin ihtiyaçları ile Türkiye’nin bölgesinde kurduğu yeni yapılanma Türkiye ABD arasında tam bir paralellik bulunmaktadır. Bu paralellik de tarihte yakalanan en önemli fırsatlardan biridir.

 Ben 2003 yılında ilk kez komşu ülkelerle sıfır sorun politikasını dile getirmiştim. Biz burda sadece Güney Kıbrıs ile sorunu çözemedik. Biz Kafkasya sorununda ilk müdahaleyi biz  yaptık. Biz kriz çıkmadan önce adımlarımızı hazırlamıştık ve Kafkasya’da sıkıntı çıkabileceği endişesini taşıyorduk.

Türkiye’nin Ermenistan sorununa yönelik , Başbakan’ın ortak tarih komisyonu kurması talebi ile birlikte Ermenistan, Azerbaycan Türkiye ilişkilerinde önemli adımlar atıldı. Ermeni diyasporası çok farklıdır.  Ermeni diyasporası Ermenistan’ın gündeminde değil. Ermeni halkının nasıl yaşadığını diyaspora bilmiyor.  Makul ve açık görüşli bir ABD yönetimi sadece diyasporanın bakışını değil aynı zamanda Kafkasyadaki dengeleri de gözetmek durumundadır. Biz Kafkasya için üzerimize düşeni yaptık. Önümüzdeki dönemde atılacak adımlarla ilgili planlarımız var.  Türkiye’nin bir planı vardır ve bu belli aşamalarla gidecektir. Ermenistan belli reflekslerini harekete geçirirse ilişkilerde çok önemli gelişmeler olabilir. Hrant Dink cenazesinde Türkiye Ermenistan temsilcilerini Türkiye’ye çağırdı. Diyaspora buna karşı çıktı. Ermenistan ile diyaspora orada çelişkiye düştü. Eğer ABD yönetimi Diyasporayı dinleyecek olursa tüm kafkasyayı kaybedebilir.  Türkiye tüm geçmişi sırtında taşıma lüksü yok. Var olanı görüp geleceği ona göre çizmesi gerekiyor. ABD yönetimi bir yanlış adım atarsa çok büyük zarar görür. Ama Türkiye ABD ilişkilerine zaman tanırsa hem kendisi hem Türkiye hem Ermenistan kazanacaktır.

 

Haber7

Ocak 23, 2009 - Yazan: yurdumuzz | Son Dakika Haber | , , | Henüz Yorum Yok

Henüz yorum yapılmamış.

Yorum yapın