blog.Yurdumuz.com

Just another WordPress.com weblog

Torres: Türkler yenmek için arzulul

2010 Dünya Kupası Elemeleri 5. Grup’ta çarşamba günü oynanacak maçta Türkiye’nin rakibi olan İspanya’nın yıldız oyuncusu Fernande Torres, “Türkler bizi yenmek için çok arzulular” dedi.

Torres, bugün düzenlenen basın toplantısında, Avrupa şampiyonu olmalarından dolayı herkesin İspanya’yı yenmek istediğini belirtip, “Her zaman maçlara alçakgönüllükle çıkıyoruz, ama her seferinde rakipler bizi daha fazla zorluyor. Çünkü şampiyonu yenmek istiyorlar” şeklinde konuştu.

Torres, İstanbul’daki maç için “Ali Sami Yen’de kazanırsak gruptan çıkmak için çok büyük bir adım atmış olacağız ve yenilmezlik rekorumuzu da devam ettireceğiz” değerlendirmesinde bulundu.

Diğer İspanyol milli futbolcu Cazorla da İstanbul’da maçın çok zor olacağını kaydederek, “Nihat ile çok yakın arkadaşlığım var. Maçta neler olacak göreceğiz, çünkü Nihat dönüşü bizimle beraber yapacak. Yolda kim daha fazla gülecek göreceğiz” şeklinde esprili konuştu.

-DEL BOSQUE: “TÜRKİYE BENİ ŞAŞIRTMADI”-

Bu arada, İspanya’nın teknik direktörü Vicente Del Bosque de basına açıklamasında, “İlk maçta kesinlikle Türkiye beni şaşırtmadı. Hatta beklediğimizden daha ofansif oldular. Orta sahada bize oldukça büyük problem yaşattılar. En iyi maçlarımızdan biri olmadı, ama defansta iyiydik” dedi.

“Top oynamayı bilen rakiplere karşı oynadığınızda duran toplardan yakalanan fırsatlar çok önemli oluyor” diyen Del Bosque, “kolay olmayacak” olarak gösterdiği İstanbul’daki maçta Türkiye’nin duran toplardan fırsat yakalamaya çalışacağını savundu.

İspanyol teknik adam, grupta Bosna Hersek’in 2.’liğe yükselmesiyle ilgili de “Bosna bize çok sorun yarattı, Estonya’ya gol yağdırdı ve Belçika’yı deplasmanda yendi. Avrupa’da da oynayan yüksek düzeyde futbolculara sahip. Grupta herkes için zor bir rakip olacak. Biz alabileceğimiz en yüksek puanı almak zorundayız” yorumunu yaptı.

Öte yandan İspanya Milli Takımı, İstanbul’a hareket etmeden önce bu sabah bir antrenman yaparken, Del Bosque’nin orta sahada Cazorla’nın yerine Silva’yı ve Xavi’nin yerine Riera’yı denemesi dikkat çekti. Del Bosque’nin ayrıca, defansta Raul Albiol’un yerine Carlos Marchena’yı oynatabileceği belirtiliyor.

İspanya milli takımı kafilesi, TSİ 16.00′da hava yoluyla Madrid’den İstanbul’a hareket etti.

AA

Mart 30, 2009 Yazan: yurdumuzz | Spor | , , | Henüz Yorum Yok

Adana’da sonuç 1 saat içinde netleşiyor

Adana Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminde sonuçlarının yaklaşık 1 saat içinde neticeleneceği duyuruldu. Adana’da son duruma göre oyların adaylara göre dağılımı:

Adana Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimi, AKP adayı Mehmet Ali Bilici ile MHP adayı Aytaç Durak arasında düğümlendi.

1 milyon 13 bin seçmenli Adana’da seçim yüzde 80 dolayında katılımla gerçekleşti.

Adana’da son duruma göre oyların adaylara dağılımı ve oranları şöyle:

MHP Aytaç Durak : 232 bin 178. Yüzde 29.9
AKP Mehmet Ali Bilici : 230 bin 135. Yüzde 29.7
CHP Ümit Özgümüş : 206 bin 239. Yüzde 26.6

Mart 30, 2009 Yazan: yurdumuzz | Siyaset | , , | Henüz Yorum Yok

Azer Bülbül: Müslüm dede oldu, baba benim!

Ahmet Altan’ın Azer Bülbül’e ne oldu?” sorusu ile aranmaya başlanan Azer Bülbül’ü arayan Taraf gazetesi muradına erdi ve ‘Titreyen sanatçıyı’ konuşturdu:

Ayça ÖRER’in röportajı

Ahmet Altan’ın “Azer Bülbül’e ne oldu?” sorusuyla başlayan Azer Bülbül’ü arama macerası, tam iki ay sürdü. İki ay içinde çalmadığımız kapı kalmadı. Bir süre sonra hayatımın rutini haline gelen Azer Bülbül arayışında zaman zaman umutsuzluğa düşmedim desem yalan olur. İstanbul Plakçılar Çarşısı’nda bulamadık, “Onu Ankara’da görmüşler” haberiyle umudu Ankara’ya bağladık. Ankara’ya vardığımızda oradan ayrılalı niceydi, Konya’da görülmüştü en son. Konya’da çalıştığı gazinoya ulaştığımızda, ‘daha üç gün evveline kadar orada sahne alan Azer Bülbül şimdi yurtdışındaydı’. İnsan bir şeye ulaşamayınca bir yerden sonra kendiliğinden “platonik” bir sarma yaşar ya, bana da tam bundan oldu. Umutsuzca bilmem kaçıncı kez aradığım Bülbül’ün telefonumu açmasına duyduğum şaşkınlık bu yüzden. Bülbül meğer yeni albüm hazırlığı için “nihayet” İstanbul’a geri dönmüş. Sevenleri üzülmesin Anadolu’yu fersah fersah geziyor, arayanlar şaşırmasın telefonlarına bakmıyor… Bu arayışta en az benim kadar yorulanlar var, onlara teşekkürler sonsuz…

Sizi çok uzun zaman Ankara’da Konya’da aradık, nerelerdeydiniz?
Almanya’da kardeşim evleniyordu, onun düğününe gittim, oradan da Sevgililer Günü konserimiz vardı Hannover’e ona geçtim. Şimdi tekrar ayın 3’ünde büyük bir konserimiz olacak Amsterdam’da. Oğuz Yılmaz, Popstar Mehtap, Uğur Karakaş kardeşimizle oradayız. Oradan gelince de en son albüme gireceğim işte…

En son albüm 2007 yılında yayınlandı değil mi?
Evet, Zoruna Mı Gitti. İnşallah döndükten sonra Nisan’ın 15’inde yeni albüm için stüdyoya girip onu çıkaracağız…

Müzik hayatına nasıl başladınız?
Ooo, çok küçük yaşlarda başladım ben. Kars Arpaçaylıyım. 13-14 yaşlarında okulda türkü söylemeye başladım. Ondan sonra Almanya’ya gittim. Babamlar orada yaşıyordu. Müzik hayatımız Almanya’da devam etti. İşte orada bir düğünde şarkı söylerken Yıldız Tezcan ve ekibi de oradaydı. Beni gördü, derhal gruba dahil etti. Turneye çıktık. İşte benim adım aslında Subutay Keskin, Yıldız Tezcan Azer Bülbül adını verdiler bana.

Nereden çıktı peki Azer Bülbül?
Almanya’da Anadolu Gazinosu vardı. Asım Bey diye de bir patronumuz vardı. Onun orada konuldu bu isim. Öyle başladık…

Hadi Bülbül’ü anladık da, Azer nereden gelmiş aklına?
Yıldız Tezcan’ın aklına geldi, orada yazdı, nedenini bilmiyorum. Ben o zaman türkü söylediğim için herhalde. Öylece kaldı o isim. İlk gördüğü anda “Seni gruba dahil ediyorum” dedi. Hemen adımın yanına Azer Bülbül yazdı, fotoğrafımı aldı, o isimde kaldı gitti.
“Niye Azer?” diye sormadım. O zaman utangaçtım, çekingendim. Bir de yeni başlıyorduk, sorgulamadım, öyle oldu.

Nasıl Türkiye’ye geldiniz?
Sonra geldim işte, Türkiye’ye Uzelli Plak için altı yedi tane plak yaptım. Oradan 1994’te Barış Müzik’e geçtim. Burada Kurşun Yedim Sol Yanımdan diye bir parça söyledim, onunla birlikte Azer Bülbül oldu. Kendiliğinden oluverdi.

20 senedir bu piyasasındanız. İnişleri çıkışları çok bu piyasaya nasıl dayanıyorsunuz?
99’da askere gittim, iki sene askerlik yaptım. Askerlikten sonra biraz iniş yaptım gibi göründü ama tekrar toparladım. Allaha şükür. Şimdi iyiyim. Her sene bir şarkı patlamak zorundasın, kaset tutmadı mı, şarkı satmadı mı biraz iniş yaptın gibi görünüyor. Tabii bizim kendimizi tanıtmaya ihtiyacımız yok, zaten tanınmışız. Bir şarkıya bakan bir olay yani.

En son baktığımızda sizin için yapılmış bir site ilgisizlikten kapanmıştı?
Bilmiyorum ki. Ben kurmadığım için hiç bakmıyorum o sitelere. Dinleyici aralarında birbirlerine yazıp gönderiyorlar ben hiç bakmıyorum.

Ortada görünmediğiniz zaman şöhretinizi kaybetmekten korkumuyor musunuz?
Ben çok sevmiyorum göz önünde olmayı.

Neden?
Daha iyi böyle, daha rahat yaşıyorum hayatımı. Çok önde olsam bir sürü şey gelecek başıma, yakınlarıma. Ben böyle daha mutluyum.

Sizi göremeyen hayranlarınızdan tepki almıyor musunuz?
Ben onlara konserlerle programlarla ulaşıyorum sürekli. Sürekli Anadolu’yu geziyorum, onların bulunduğu şehirlere gidiyorum. Oralarda programlar yapıyorum. Halkın içindeyim hiç kopmuyorum onlardan.

80’li yıllarda Türkiye’de arabesk de, halk müziği de çok daha başka bir yerdeydi. Şimdi kulvarı kaydı, fantezi müzik olarak anılıyor.
İsmi değişiyor gibi oldu ama bizim türümüz aynı. Şu an piyasa çok kötü. İnternetten indiriyorlar şarkıları. Ama biz dinleyicilerimize ulaşmak açısından her sene ya da iki senede bir albüm yapmak zorundayız. Allaha şükür 100-150 elli bin satıyoruz, pek o kadar da iyi değil ama hiç satmayanlar da var. İnternetten şarkı indirmek Türkiye’de tam oturmadı, Avrupa’da her indirilen şarkı için 2 avro ödüyorlar. Türkiye’de ne zaman oturacak bilmiyorum. Onun dışında bir fark yok burasıyla orası arasında. Buradaki hayranlarım biraz daha kendilerini kesiyorlar mesiyorlar ama orada öyle bir şey yok, onlar aşmış biraz bazı şeyleri, biraz daha bilinçliler tabii.

Müslüm Gürses’in dinleyici kitlesi ve müzik tarzı size benzerken, son yıllarda bambaşka işlerle karşımıza çıkmaya başladı, bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Pop, batı okumaya başladı. Şimdi sosyetenin Müslüm dedesi oldu. Ben başarılı buluyorum valla. Demek ki herkes her şeyi söyleyebilir. Ama ben türümü değiştirmeyi düşünmüyorum. Biz sevda ulaşılmazlığını anlatıyoruz. Bizim türümüzde Türkiye’de bizim gibi yaşayanlar, sevenler, ulaşamayanlar, varoşlar var. Zengin fakir olduğu müddetçe sevda ulaşılmazlığı var. Müslüm dede oldu, bana artık baba derler. O dedemiz artık.

Hayatınızı şarkılarınızdaki gibi yaşıyorsanız, bu iniş çıkışlarla yaşamak zor olmuyor mu?
Valla biz sürdürüyoruz Allaha şükür. Mecbur sürdüreceğiz, başka iş yapmıyoruz, bizim işimiz sanat. İşimiz bu bizim. Müzikten ayrı kalmıyorum elimden geldiği kadar. İstanbul’daki sanatçı arkadaşlarımın birkaç tanesiyle sürekli görüşüyorum. İbrahim Erkal, Metin Şentürk samimi dostlarım. Bu internet hepimizi biraz küstürdü. Eskiden 1 milyon satıyorduk, şimdi 100 bin satıyoruz. İnsan üzülmez mi? Emeğimizin karşılığını alamıyoruz ama sahneye ağırlık veriyoruz, programlara çıkıyoruz artık.

İlk çıktığınız zaman nasıl tanındınız?
İlk çıktığımda Kurşun Yedim Sol Yanımdan şarkısı patladı. Kaset 1 milyon 400 bin sattı. O zaman çok büyük bir rakamdı. Benim mesela Zordayım kasetim 1 milyon 800 sattığı zaman İbrahim Tatlıses’in Ah Keşkem kaseti 300 bin satmıştı. Ondan sonra kendiliğinden oluştu bütün kareler. Bir anda oldu.

Ankara’da, Konya’da daha küçük yerlerde sahne almak bu şöhretten sonra sizi üzmüyor mu?
Ben her yere gidiyorum, herkese ulaşmak için. Sadece İstanbul’da yaşayan insanlara değil. Ben de herkes gibi insanım. Bir sesimiz güzel diye insanlara starlık yapmak çok da iyi bir davranış biçimi değil. Ben hiç de koskoca değilim, Allah koskocadır. Hiçbir zaman dinleyicilerime star gibi davranmadım. İnsan sevenlerinden korkar mı? Bu meslek nankör bir meslek. Sen bırakmadığın anda bakıyorsunuz o seni bırakmış.

“Kan görmeye dayanamam”

Hâlâ konserlerinizde kendilerini kesenler var mı?
Hâlâ yapıyorlar. Ben geçen gittim Konya’ya gene kesti kendini çocuk. Üzüldüm ama ne yapacaksın? Yapıyorlar işte. Ben sahneden görüyorum onları. Şarkı söylerken gözümü açıyorum bakıyorum ki ortalık kan olmuş. Allahım… İyi ama çok kötü oluyorum, ben zaten kan görmeye dayanamam. Kan tutar beni. Söylüyorum “Yapmayın etmeyin” diye ama onlar babalarını dinlemiyorlar ki, beni mi dinleyecekler?

Onlardan biriyle konuşma fırsatınız oldu mu?
Konuştum. “Kendimden geçiyorum abi seni görünce” diyor. Sokakta görüyor, selam veriyor ama konser anında gördüğü zaman psikolojisi ayrı. Onu anlayamadım ben. Bir de beni görünce mi artık, bilmiyorum. Onlar hastaneye falan gitmiyorlar. Kendi kendilerine kapanıyor yaraları. Jiletle kesiyorlar ama çok ince kesiyorlar, yöntemini biliyorlar. Adana konserinde bıçakla kendini kesen oldu. Fırladı çıktı sahneye.

Bir Müslüm Gürses, konserleri böyle bir sizinkiler…
Böyle anılmaktan çok rahatsız oluyorum ama engel olamıyorum. Sahneden inip elinden jileti mi alacağım? Ona zaten engel olamazsın, jileti kimin elinden alabilirsin ki? Tak, tak, tak atıyorlar kendilerine. Bir de dillerinde saklıyorlar, aramalarda bulunmuyor. Üst araması yapılıyor ama dillerinde sakladıkları için bulunamıyor.

“Mahsun benim şarkımdan esinlenmiş”

Ama sizin şarkılarınızın üzgün insanı biraz daha üzmesi kaçınılmaz. Mesela Dardayım.
O zaman ben çok dardaydım. Ben kendi üzerime yazarım tüm şarkıları ama bütün insanlar arasında benim gibi yaşayanlar var demek ki bir duygu paylaşımı oluyor. O andaki psikolojim neyse onu yazıyorum, onu söylüyorum. Benimle aynı durumda olan insanlar da var. Tutan şarkıların çoğunu ben yazmışımdır, Kurşun Yedim, Dokunmayın Çok Fenayım, Zordayım, Ben Babayım. Bunlar hep benim hayatımın içinden çıkan şeyler. Zaten yaşanmış olmasa önem taşımaz bence. İnsanlara da gerçek oldukları için bu kadar yakın geliyorlar bence. Herkes darda, demek ki zamanla herkesin dünyasına giriyor.
Mahsun Kırmızıgül Güneşi Gördüm filminde benim şarkıdan esinlenmiş. Ben Babayım şarkısının sözlerine bakın: “Üç oğlum var biri dağda, biri asker biri zorda.” Çok güzel bir film ama seyrettim, tebrik ediyorum Mahsun’u. O şarkıyı Hamza Dekeli babamız vardı onunla köyde bir akrabamız vardı, Mahmut Abi, ona bakarak yazmıştık. Bir oğlu asker, bir oğlu dağdaydı, biri de zordaydı, Gerçek yaşanmış bir olaydı. Dekeli mahkemeye vermiş galiba. Ben öyle şeyler yapmam, bir de tebrik edeceğim kendisini.

Sizin bir imajınız var mı?
Baba diyorlar daha ne desinler. Normal hayatımda hiç kot falan giyemem. Zaten yakışmıyor diyorlar. Spor da yapmıyorum, sahne benim sporum. Evde eşofman giyiyorum bazen. Zaman bulursam saunaya gidiyorum o zaman giyiyorum bir de. Azer Bülbül böyle oluştu, öyle de devam ediyor. İnsanlar da görse yadırgar zaten.

Şimdi ne yapıyorsunuz?
Albüm hazırlıkları sürüyor. Yıldız Tilbe’nin de Barış Müzik’ten albümü çıkacak, onun için sekiz şarkı hazırlamış. Ondan bir şarkı alacağım, bir şarkıda da beraber düet yapacağız. Bir dizi çalışmamız vardı, altı bölüm çektik, daha yedi bölüm çekilecek. Albüm nisan-mayıs gibi çıkmış olacak.

“Subutay” olarak 18 yıl yaşadım

Boşandınız mı bu arada?
Boşandım, o iş bitti. 10 aydır bekarım. 12 senedir boşanamıyordum. Seneler önce babamların isteği üzerine bir evlilik yapmıştım.

Karınız için “Ayakları kokuyordu” dediğiniz doğru mu?
Yok ya olur mu, insan hiç öyle söyler mi? Öyle birşey yok. Zaten üç gün birlikte yaşadık. Evlendikten üç gün sonra ben çıktım gittim, sonra geri dönmedim. Ailemin isteğiyle evlendim tamamen. Evi terkedince aileden tepki oldu ama dönmedik bir daha, bir kere çıkmış gitmişim. Muhalefet edemedim evlenmeye çünkü ekonomik özgürlüğüm yoktu. O zaman yaşım 19’du. Evlenince o düzeni gördüm, akşam kaçta geliyorsun, kaçta gidiyorsun falan derken sıkıldım. Artık ailem de beni kabul etti. Babam bile “Azer Bey naber” diyor. 18 sene Subutay’dım, 20 senedir Azer’im. Azer daha çok yaşadı Subutay’dan.

“Titremem duygu yoğunluğundan”

Arada uyuşturucu tedavisi gördünüz değil mi?
Tabii, üç sene tedavi gördüm. Allaha şükür o işler bitti. Bir yerlere geldiğiniz zaman etrafınızda olumsuz kişiler oluşuyor. Avrupa’ya gidiyorsunuz, orada bir takım arkadaşlar falan. Bir ara uyuşturucu kullanma durumumuz olmuştu. Zaten yakalanmıştım, biliyorsunuz. Sonra tedaviye gittim, üç sene tedavi gördüm yurtdışında. Bu da bu işin bir parçası olması gerekiyor zannediyorum. Ama arkadaşlarıma, gençlerime tavsiye etmem. Allah düşmanımı düşürmesin. Tükenmişlik, bunalım, hayatın bölümlerinden birisi işte. O kadar insanın içinden geliyorsun odanda tek başınasın, bu bir yalnızlık değil mi sizce?

Sahnede titreme neden oluyor?
Tamamen duygu yoğunluğu. Ben bile ne yaptığımı bilmiyorum. Çekiyorlar kameraya, izleyince ben bile şaşırıyorum. Valla ben şarkı söylerken kendimi unutuyorum inanın yani. Çünkü kendimi yaşıyorum o sözlerde. Biraz da hisleniyoruz herhalde. Konserlerim 1-1.5 saat sürüyor. Zaten bir saatte kendimi bitiriyorum ben. Hep peş peşe şarkı söylüyorum. Bir ilk çıktığımda “Hoş geldiniz” derim, ondan sonra hiç konuşmam. Konuşmayı pek sevmem. Şarkı kalmayınca iniyorum sahneden. En başından böyle başladım, böyle gidiyorum, kimseyi taklit etmedim ama beni taklit edenler var herhalde…

(Taraf)

Mart 30, 2009 Yazan: yurdumuzz | Magazin | , , | Henüz Yorum Yok

Tarkan: Talk Show’a çıkıp ne konuşacağım

MEGASTAR Tarkan, Beyaz ve Okan Bayülgen’le aralarında çıkan ‘Talk-Show’ tartışmalarına açıklık getirdi

Bilindiği gibi iki ünlü televizyoncu yıllardır Tarkan’ı programlarına çıkartmak için çaba sarfediyor, ekrandan mesaj gönderiyor ancak Tarkan bu çağrılara hiç yanıt vermiyordu. Tarkan, önceki gün yaptığı açıklamada talk-show tartışmalarına son noktayı koydu. Tarkan, talk-show ile ilgili şunları söyledi: ‘Ben şarkı söylemeyi çok seviyorum, benim işim konuşmak değil, şarkı söylemek. Bu yüzden talk-show programlarına çıkmıyorum ama kimseyi de kırmak istemiyorum. Hem çıkıp da ne konuşacağım.’

(Star)

Mart 30, 2009 Yazan: yurdumuzz | Magazin | , , | Henüz Yorum Yok

Helikopter kazasında otopsi sonucu

Muhsin Yazıcıoğlu ile beraberindekilerin hayatını kaybettiği kazanın ardından, cumhuriyet başsavcılığınca, yapılan ölü muayenesi ve otopsi işlemi sonucu açıklandı.

Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcısı Fevzi Büyüktümtürk, helikopter kazasında BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu ve beraberindeki 4 kişinin ölümüne ciddi travmatik yaralanmanın neden olduğunu bildirdi.

Fevzi Büyüktümtürk, yaptığı yazılı açıklamada, 25 Martta Kahramanmaraş merkeze bağlı Döngel köyü yakınlarında meydana gelen, Muhsin Yazıcıoğlu ile beraberindekilerin hayatını kaybettiği kazanın ardından, cumhuriyet başsavcılığınca, aralarında Adana Adli Tıp Grup Başkanı’nın da yer aldığı 4 adli tıp uzmanı ve 1 pataloğun 28 Martta ölü muayene ve otopsi işlemi yaptığını kaydetti.

Bilirkişi heyetince, kazada Yazıcıoğlu ve 4 kişinin ölümüne yol açacak ciddi travmatik yaralanmalar söz konusu olduğunun belirtildiğini ifade eden Büyüktümtürk, ölümlerin tamamının kazayı takip eden kısa süre içinde meydana geldiği, bu sürenin yarım saat ile 1 saati geçmeyecek bir zaman dilimi olduğu düşünce ve kanaatine varıldığını bildirdi.

Başsavcı Büyüktümtürk, kazanın oluşuna ilişkin araştırma ve incelemelerin cumhuriyet başsavcılığınca titizlik ve hassasiyetle sürdürüldüğünü kaydetti.

AA

Mart 30, 2009 Yazan: yurdumuzz | Son Dakika Haber | , , | Henüz Yorum Yok

Emre Kınay ve Emine Ün çifti boşandı

Emine Kınay Ün ve Emre Kınay çifti, 4 yıllık evliliklerini tek celsede bitirdi.

Kadıköy Adliyesi’nde gerçekleşen anlaşmalı boşanma davasında, çiftin kızları Duru’nun velayeti anne Emine Ün’e verildi. Emre Kınay eski eşine aylık 2 bin TL nafaka verecek. Çiftin Etiler’deki evi ise 300 bin TL ödeyecek olan Emre Kınay’a devredilecek.

Edinilen bilgiye göre eski manken Emine Kınay (Ün) ile oyuncu Emre Kınay çiftinin 4 yıl süren evliliği, tek celsede bitti. Bu evlilikleriden Duru isminde bir kız çocukları olan Kınay çifti, geçtiğimiz günlerde Kadıköy Adliyesi’ne müracaat ederek, “şiddetli geçimsizlik” gerekçesiyle boşanma talebinde bulunmuştu. Çiftin boşanma davaları bugün Kadıköy 3. Aile Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmaya, Emine Ün ve Emre Kınay, avukatları ile birlikte ayrı ayrı geldi. Anlaşmalı boşanacaklarını belirten cift, mahkemeye aralarında hazırladıkları 3 sayfalık protokolü sundu. Mahkeme, aralarında şiddetli geçimsizlik olduğunu ifade eden çiftin boşanmasına karar verdi.

Emre Kınay’ın, kızına ve Emine Ün’e biner TL olmak üzere, toplamda 2 bin TL nafaka ödemesine karar veren Mahkeme Hakimi, kızları Duru’nun velayetini ise anne Emine Ün’e verdi. Çiftin mahkemeye sunduğu protokolde, geçtiğimiz yıl satın aldıkları ve Emine Ün’ün üzerine olan, yaklaşık 500 bin TL değerindeki ev konusunda ise Emre Kınay’ın, eski eşine 300 bin TL ödeyerek devralacağı yönünde anlaştıkları öğrenildi.

Duruşma sonrasında, adliyeden ayrı ayrı çıkan çift, basın mensuplarının sorularını cevapsız bıraktı.

(CİHAN)

Mart 30, 2009 Yazan: yurdumuzz | Magazin | , , | Henüz Yorum Yok

Kirli hava, çocuk zekasını etkiliyor

Hava kirliliğinin çocuklarda, zeka ve hafıza geriliğine neden olabileceği belirtilerek, katı yakıt dumanları, fabrika bacaları ve egzozlardan çıkan gazlar ile sigara dumanının kirliliğe katkısına dikkat çekildi.

Rifat YERLİKAYA’nın haberi

Selçuk Üniversitesi Meram Tıp Fakültesi Çocuk İmmünoloji ve Allerji Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. İsmail Reisli, şehir hayatında sıkça karşılaşılan katı yakıt dumanları, fabrika bacaları ve egzozlardan çıkan gazlar ile sigara dumanlarının hava kirliliğine neden olduğunu belirtti.

Çocukların, henüz olgunlaşmamış varlıklar olduğu için erişkinlere oranla hava kirliliğine karşı daha hassas olduklarını ifade eden Reisli, ”Biyolojik olarak daha hassas olan çocukların, toksinleri zararsız hale çevirme sistemleri yetersizdir. Çocuğun hızla büyüyen ve çoğalan hücrelerinde çevresel zararlılar daha kolay hasar oluşturur” dedi.

Reisli, çocukların, vücut ağırlıklarına göre erişkinlere oranla daha fazla hava, su ve besin tükettiğini vurgulayarak, şunları kaydetti:

”6 aylık bir bebek vücut ağırlığına göre bir erişkinden 7 kat daha fazla su içer. Yine 1-5 yaş arası bir çocuk, vücut ağırlığına göre bir erişkinden 3-4 kat daha fazla yemek yer. Bu nedenle çocuklar erişkinlere göre daha fazla toksik maddeye maruz kalır. Örneğin ağızdan alınan kurşunun erişkinlerde yüzde 10′u emilmesine rağmen çocuklarda yüzde 50’si emilir. Aynı şekilde çocukların hava yolları erişkinlerde göre daha dar olduğu için tıkanma için daha az iltihap yeterli oluyor. Çocuklar kirli havanın yüzde 90′ının filtre edildiği burun yerine ağızdan soluk alıp verdiği için kirli hava doğrudan akciğere gidiyor ve akciğer gelişimi kötü yönde etkileniyor.”

Hava kirliliğinin alerji, egzama, atım ve saman nezlesi gibi birçok rahatsızlığa neden olabildiğini anlatan Doç. Dr. Reisli, hava kirliliğinin özellikli 6 yaş ve altındaki çocukları çok daha fazla etkilediğini bildirdi.

-HAVA KİRLİLİĞİ NEDENİYLE MİLYONLARCA ÇOCUK YAŞAMINI YİTİRİYOR-

BM’nin yayımladığı bir rapora göre hava kirliliği nedeniyle her yıl milyonlarca çocuğun öldüğünü dile getiren Doç. Dr. Reisli, şöyle devam etti:

”Hava kirliliğine maruz kalan çocukların, zeka ve hafızayla ilgili testlerde aldıkları sonuçlar, sağlıklı bir çevrede büyüyenlere oranla daha düşük çıktı. Hava kirliliği çocuklarda, alerjik hastalıklara, göz burun ve boğaz iltihaplanmalarına, astım krizi sıklığında artışa neden olabiliyor. Yine hava kirliliği, çocuklarda akciğer kapasitesinde düşüşe, zeka gelişiminin de kötü yönde etkilenmesine neden olabiliyor. Tüm bunlarda okula devam etmede ve günlük hayat kalitesinde düşüşe neden oluyor.”

Reisli, hava kirliliğinin çocuklar üzerindeki olumsuz etkilerine karşın, çocukları bu tehlikeden koruyacak politika ve çalışmaların yetersiz kaldığını vurgulayarak, ”Çocukların çevresel toksinlerle teması azaltılmalı. Çevre sağlığı konusunda toplum bilinci oluşturulmalı. Üreticiler uyarılmalı, yasalarda düzenlemeler yapılmalı” diye konuştu.

(aa)

Mart 30, 2009 Yazan: yurdumuzz | Sağlik | , , | Henüz Yorum Yok

Kişiye özel olmayan diyetin şansı az

Yrd. Doç. Dr. Akman, AA muhabirine yaptığı açıklamada, diyetin obezite başta olmak üzere çeşitli hastalıkların tedavisinde 20′nci yüzyılın başından itibaren kullanılmaya başlandığını belirtti.

Selçuk Üniversitesi (SÜ) Meram Tıp Fakültesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Mehmet Akman, kitaplardan veya dergilerden görülerek uygulanmaya çalışılan, kişiye özgü olmayan diyetlerin başarı şansının zayıf olduğunu söyledi.

Diyetin kişinin beslenme şeklinin düzenlenmesi ve sağlıklı beslenmesi anlamına geldiğini kaydeden Akman, halen Türkiye’deki tıp fakültelerinde açılan beslenme ve diyetetik bölümlerinden mezun uzmanların hastanelerde ve sağlık kurumlarında görev yaptığını söyledi.

Son yıllarda yapılan araştırmalarda yanlış beslenme şeklinin sağlığı tehdit ettiğinin daha net ortaya çıkmasının ardından diyete ilginin arttığını bildiren Akman, ”Ülkemizde özellikle son 5 yılda diyet yapma popülerlik kazandı. Artık diyetin nasıl yapılacağı konusu bir sektör haline geldi” dedi.

Ülkede diyete ilginin arttığını ancak diyetin sağlıklı şekilde ve kurallara uygun olarak yapılmasına yardımcı olan diyetisyenlere talebin aynı oranda artmadığını ifade eden Yrd. Doç. Dr. Akman, şunları kaydetti:

”Pek çok kişi sağlık kuruluşuna giderek uzman diyetisyenden yardım almak yerine kulaktan dolma bilgilerle veya televizyon programlarından öğrendikleriyle diyet uygulama yolunu seçiyor. Bırakın televizyon programlarını, kitaplardan veya dergilerden görülerek uygulanmaya çalışılan diyetlerin bile başarı şansı zayıftır. Ancak kişinin sağlık durumu incelenip sosyo-kültürel ve ekonomik durumuna göre belirlenerek uygulanan kişiye özgü diyetten yarar görülebilir. Çünkü diyet, kişiye özgü verilmeli ve uygulanmalıdır. Herkesin kilosu, geçirdiği hastalıklar, vücut yapısı, kan değerleri, tansiyonu farklıdır.”

Akman, bu nedenle kendilerine diyet için doğrudan başvuran kişileri önce iç hastalıkları veya endokrinoloji bölümüne sevk edip sağlık durumlarıyla ilgili tetkikler yaptırdıklarını, diyet programını bu tetkiklerin ardından uygulamaya başladıklarını belirtti.

-”YAVAŞ YAVAŞ ZAYIFLAMAK EN İYİSİ”-

Bilinçsiz yapılan diyetlerin kişileri aç bırakmaktan öteye gidemediğini, oysa uzman diyetisyenlerin önerdiği kişiye özgü beslenme programlarının diyet yapan kişiyi hiçbir şekilde zorlamadığını kaydeden Akman, şunları söyledi:

”Bize başvuranlara verdiğimiz diyet programları pek çok kişiyi şaşırtıyor. Çoğu ‘Normalde verdiğiniz diyetten daha az yiyordum’ diyor. Ancak diyetin püf noktası, tüketilen besinlerden çok yeme ve içme düzeniyle ilgili yanlış alışkanlıkları değiştirmek. Örneğin, öğün saatleri düzensiz olan ve günde bir ya da 2 kez yemek yiyen kişiler şişmanlıyor. Oysa biz 6 öğün yemek yemeği öneriyoruz. Temel olarak önerdiğimiz bir başka husus da aşırı yağlı ve şekerli yiyeceklerden kaçınılması.”

Diyette, haftada 1, ayda 4 kilo verilmesinin en sağlıklı zayıflama düzeni olduğunu belirten Akman, ”Yavaş yavaş zayıflamak en iyisidir. Çünkü kişinin beslenme alışkanlıkları diyet süresi boyunca değişecek, düzene oturacaktır. Aynı zamanda vücuttaki fazla kilolar ne kadar hızlı verilirse aynı kiloları daha sonra tekrar almak da o kadar hızlı olmaktadır” diye konuştu.

Yrd. Doç. Dr. Akman, beslenme şeklini değiştirmenin sağlıklı kilo verme ve diyette başarı için tek başına yeterli olmadığını, diyet uyguladıkları kişilere günde mutlaka 20 dakika veya yarım saat yürüyüş önerdiklerini sözlerine ekledi.

(aa)

Mart 30, 2009 Yazan: yurdumuzz | Sağlik | , , | Henüz Yorum Yok

Kalp krizinden ölenlerin yakınlarına uyarı

Doç. Dr. Ercan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kalp ve damar hastalıklarının ölüm nedenleri arasında birinci sırada olduğunu söyledi

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Araştırma ve Uygulama Hastanesi Kardiyoloji Kliniği’nden Doç. Dr. Ertuğrul Ercan, ailesinde erken yaşlarda kalp hastalığı nedeniyle ölüm bulunanların, şikayeti olmasa dahi kalp tetkiki yaptırmaları gerektiğini bildirdi.

Antibiyotiklerin henüz keşfedilmediği eski dönemlerde enfeksiyonlara bağlı ölümlerin daha sık görüldüğünü, oysa 21. yüzyılda, damar sertliği olarak bilinen ateroskleroza bağlı ölümlerin hızla arttığını belirten Doç. Dr. Ercan, şöyle konuştu:

”Ölüme yol açan hastalıkların sıralaması neden değişmiştir? Çünkü masa başında daha fazla zaman geçiriyoruz, daha az hareket ediyoruz ve daha fazla stres altındayız. Beslenme alışkanlıklarımız genel olarak değişmiştir. Yemek hazırlamak zaman kaybı olarak algılanıyor, amaç çok kısa sürede açlığın giderilmesi halini aldı. Bu nedenle hazır gıdalar geniş kitlelerce daha çok tercih edilmektedir. Yeşil sebze, meyve ve balık ise genel olarak gereğinden daha az tüketilmektedir. Yaşam tarzındaki bu olumsuz değişikliklerle insanların ortalama bel çevresi genişlemekte, yağlanma ve şişmanlık beraberinde felaket getirmektedir.”

-KOLESTEROL-

Doç. Dr. Ertuğrul Ercan, obezitenin yüksek tansiyona, şeker hastalığına, eklem ve solunum bozukluklarına neden olduğuna dikkati çekerek, bu durumdaki kişilerde diğer bir olumsuz değişikliğin ise kandaki ”kötü kolesterol”ün yükselmesi olduğunu ifade etti.

Türkiye’de yapılan bir çalışmada, faydalı olduğu bilinen ”iyi kolesterol”ün Avrupalı ülkelerin ortalamalarından daha düşük çıktığını vurgulayan Doç. Dr. Ercan, şunları kaydetti:

”Damar sertliğine karşı koruyucu olan bu kolesterol tipinin düşük olması ne yazık ki ek risk faktörüdür. Yüksek yoğunluklu bu kolesterol tipinin artırılması için sigara bırakılmalı ve düzenli egzersiz yapılmalıdır. Önerilen egzersiz, ıkınarak yapılan ağırlık kaldırma gibi egzersizler değildir. Bunun yerine, kalp hızını hedef değere kadar artıracak yürüyüş, koşma, yüzme gibi egzersizler önerilmektedir.”

Kalp hızının egzersizle artırılacağı hedef değerin yaşla ilgili olduğunu kaydeden Ercan, egzersiz sırasında ortalama istirahat kalp hızını yüzde 20 artıracak fiziksel aktivitenin genel olarak uygun olacağını söyledi.

Doç. Dr. Ercan, zeminde kalp hastalığı veya açık kalp ameliyatı, stent uygulanması gibi diğer risk taşıyan durumları bulunan kişilerde hedef kalp hızının daha düşük değerlerde olabileceğini belirterek, ”Ani, yoğun egzersizler, zeminde gizli kalmış hastalık varsa kalp krizine neden olabilir. Bu nedenle orta ve ileri yaşlarda egzersize başlamaya karar verilirse öncesinde mutlaka doktor kontrolü faydalı olacaktır” dedi.

Uyuşturucu veya benzer etkili hapların da kalp krizine neden olabildiğini anımsatan Doç. Dr. Ercan, şöyle konuştu:

”Kokain kullanımı sonrası çok genç yaşta kalp krizi gelişen olgular vardır. Nadiren arı ve akrep sokması da kalp krizine yol açabilir. Başka önemli bir faktör ise genetik mirastır. Genetik değişiklikler anne babadan kalıtılabildiği gibi, mutasyonlarla ilgili hastada başlamış olabilir. Bu genetik değişikliklerin pıhtılaşmayı ve damar sertliğini hızlandırıcı, kan yağ düzeylerini yükseltici veya başka olumsuz etkileri olabilir. Bu bozuklukların erken tanınması çok önemlidir. Ailesinde erken yaşlarda kalp hastalığı nedeniyle ölüm hikayesi bulunan kişilerin şikayeti olmasa dahi bu açıdan tetkik yaptırması önemli yararlar sağlayabilir.”

Türkiye’de kalp ve damar hastalıklarının görülme sıklığının daha da artması olasılığı bulunduğunu kaydeden Ercan, Türk Kardiyoloji Derneğinin bu tablonun ağırlaşmasını engellemek için toplumu bilinçlendirmek amacıyla yoğun çaba harcadığını söyledi.

Ercan, bu anlamda, sigaranın kullanımının yasal olarak kısıtlanmasının toplum sağlığı açısından olumlu bir gelişme olduğunu, genel olarak Türkiye’de bu konuyla ilgili bilgi düzeyinin yükselmeye başladığını ifade etti.

(aa)

Mart 30, 2009 Yazan: yurdumuzz | Sağlik | , , | Henüz Yorum Yok

Bilgisayar fiyatları düştü! İşte rakamlar

Bilgisayarların ve diğer teknoloji ürünlerinin %10 ucuzlaması, sonunda fiyatlara da yansıdı. Türkiyenin en büyük e-ticaret sitelerinin yeni fiyatları, bu haberde.

Türkiye‘nin en çok satış yapan alışveriş sitesi Hepsiburada.com, yeni vergi indirimi ile birlikte fiyatlarını da düşürdü. Aşağıdaki kategorilerde, fiyatı düşen ürünlerin olduğu kategorileri görebilirsiniz.

Fiyatı düşen ürünleri
görmek için buraya tıklayın.


:: Yeni fiyatları nasıl değerlendiriyorsunuz?

Hakkı Alkanhttp://shiftdelete.net

 

Küresel krizin ülkemizi en az şekilde etkilemesi ve üreticilerin zarar görmemesi için hazırlanan ekonomik paketlerin beşincisinde, bilişim ürünlerinden alınan vergilerin azaltılması da bulunuyordu. Tüketiciler, yapılan vergi indiriminin, ürünlerin son kullanıcı fiyatına da aynı oranda yansımasını ve %10 ucuzlamasını bekliyordu. Nihayet beklenen oldu ve bilgisayarlar ve diğer bilişim ürünleri %10 ucuzladı.

İlk Olarak İnternet Siteleri Başlattı

Mart 30, 2009 Yazan: yurdumuzz | Ekonomi | , , | Henüz Yorum Yok