Adana’da sonuç 1 saat içinde netleşiyor
Adana Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçiminde sonuçlarının yaklaşık 1 saat içinde neticeleneceği duyuruldu. Adana’da son duruma göre oyların adaylara göre dağılımı:
Adana Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimi, AKP adayı Mehmet Ali Bilici ile MHP adayı Aytaç Durak arasında düğümlendi.
1 milyon 13 bin seçmenli Adana’da seçim yüzde 80 dolayında katılımla gerçekleşti.
Adana’da son duruma göre oyların adaylara dağılımı ve oranları şöyle:
MHP Aytaç Durak : 232 bin 178. Yüzde 29.9
AKP Mehmet Ali Bilici : 230 bin 135. Yüzde 29.7
CHP Ümit Özgümüş : 206 bin 239. Yüzde 26.6
CHP mitinginde Kılıçdaroğlu skandalı
İstanbul bugün 5 siyasi partinin mitingine ev sahipliği yaptı. AK Parti ve Saadet önce İstanbul adaylarını konuştu. Ancak, CHP’nin adayı Kılıçdaroğlu bir türlü Baykal’dan mikrofonu kapamadı:
İstanbul bugün 5 siyasi partinin mitingine ev sahipliği yaptı. Adalet ve Kalkınma Partisi(AKP) Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Kazlıçeşmede halka seslenirken, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) lideri Deniz Baykal, Çağlayan Mitingi’nde konuştu.
CHP’nin ardından meydana Saadet Partisi çıktı. AK Parti ve Saadet önce İstanbul adaylarını konuştu. Kazlıçeşme’de Erdoğan’dan önce Kadir Topbaş, Çağlayan’daki günün ikinci mitinginde ise Numan Kurtulmuş’dan önce kürsüye Mehmet Bekaroğlu geldi.
Ancak mitinglerde CHP’nin İstanbul Büyük Şehir Belediye Başkan adayı Kemal Kılıçdaroğlu’na söz sırası bir türlü gelmedi.
KILIÇDAROĞLU KONUŞTURULMADI
Sabahın erken saatlerinden itibaren CHP’liler, Çağlayan Meydanı’nda toplanmaya başladı. Kalabalık, partinin başkan adayı Kemal Kılıçdaroğlu’nun konuşmasını beklerken, konuşma sırası bir türlü kendisine gelmedi. Mikrofonu alan CHP lideri Deniz Baykal, kalabalığa seslendi. Belki konuşmanın sonunda Kılıçdaroğlu konuşur beklentisi de boşa çıktı. Mikrofonu bir türlü eline alamayan Kılıçdaroğlu ise sadece Baykal’ın yanında kalabalığı selamlamakla yetindi.
HERKES BU SORUYU SORUYOR: NEDEN KONUŞTURULMADI?
Kılıçdaroğlu’nun Çağlayan gibi dev bir mitingde konuşturulmaması herkesi şaşırtırken, görüşlerine başvurulan isimlerden araştırmacı Tarhan Erdem, “Çağlayan Kılıçdaroğlu’nu bekliyordu. CHP’lileri heyacanlandıran Baykal değil, Kılıçdaroğlu… Konuşmaması büyük kayıp…” dedi.
Gazeteci Nazlı Ilıcak ise, benzer bir durumun 2001 krizinin ardından apar topar Türkiye’ye getirilen Kemal Derviş’in de başına geldiğini hatırlatarak, “Kemal Kılıçdaroğlu’nun sonu da seçimden sonra ona benzemez inşallah. Başına seçimden sonra birşeyler gelebilir” şeklinde görüş belirtti.
AK PARTİ’DE ÖNCE TOPBAŞ
Aynı saatlerde AKP’nin de Kazlıçeşme’de mitingi vardı ve kürsüye ilk olarak İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı Kadir Topbaş geldi. Bildik tonlamasıyla kalabalığa seslenen Topbaş’ın ardından Başbakan Erdoğan, Deniz Baykal’a yüklendi. Halktan büyükşehir belediye ve ilçe belediye başkan adayları için oy istedi.
Star gazetesi
İstanbul’da mitingin rakam galibi belli
İstanbul’da bugün 3 farklı mekanda 5 ayrı partinin mitingi birden yapıldı. Sabah saat 10′da Çağlayn’da başlayan maratonda meydanları en bakın kim doldurdu?
İstanbul’da mitingin galibi AK Parti olurken sürprizini AK Parti yaptı. CHP ise iddialı olduğu İstanbul’da hayal kırıkılığına uğradı.
AK Parti, CHP, Saadet Partisi, BBP ve DP’nin mitig yaptığı İstanbul’da halk olduğu meydanlara aktı. En hareketli medyan ise üç miting yapıldığı Çağlayan Meydanı oldu. CHP, Saadet Partisi ve BBP Çağlayan’da halkın karşısına çıkarken iktidar partisi AK Parti Kazlıçeşme’de gövde gösterisi yaptı. Demok Parti ise Genel Başşkanı Süleyman Soylu’nun mekanı Gaziosmanpaşa’da partilileri ile buluştu.
Peki yoğun miting trafiğinin yaşandığı İstanbul’da meydanlara en çok insanı hangi parti taşıdı. İstanbul’da bugün düzenlenen 5 mitingin şampiyonu emniyet kayıtlarına göre AK Parti. AK Parti 4 partinin toplımını ikiye katlarken en yakın takipçisi Saadet Partisi oldu. Saadet’le aynı alanı paylaşan ve İstanbul’da çok iddialı olan CHP hayal kırıklığına uğradı.
Haber 7′nin Emniyet kaynaklarından elde ettiği rakamlar şöyle:
Kazlıçeşme
AK Parti: 200 Bin
Çağlayan
Saadet Partisi: 50 Bin
CHP: 40 Bin
BBP: 5 Bin
Gaziosmanpaşa
DTP: 3 bin
(Haber 7)
Almanya’daki Türklerin gözde partisi
Almanya’da yapılan bir araştırma, bu ülkede yaşayan Türklerin çoğunun sosyal demokrat Parti’ye (SPD) oy vermek istediğini ortaya koydu.
Berlin’deki ”Data 4 U” adlı araştırma enstitüsü tarafından 3-8 Mart 2009 tarihleri arasında, 18 yaşından büyük ve yaklaşık üçte biri Alman vatandaşı olan toplam 2 bin 999 Türk arasında telefonla yapılan bir araştırmanın sonuçlarına göre, Almanya’da yaşayan Türklerin yüzde 55,5′i SPD’ye oy vermek istiyor.
Araştırmada Yeşiller Partisi’nin de Türklerin yüzde 23,3′ünün oyunu aldığı, buna karşın bugün seçim olması durumunda Birlik partilerinin (CDU/CSU) Türklerin yüzde 10,1′inin, Hür Demokrat Parti’nin de (FDP) sadece yüzde 0,9′unun oyunu alacağı belirtildi.
Almanya’da doğrudan başbakan seçilebilse Türklerin yüzde 25,1′inin Yeşiller Partisi Eş Başkanı Cem Özdemir’e oy vermek istediği, Özdemir’i yüzde 20,2′yle SPD’nin başbakan adayı olan Almanya Dışişleri Bakanı Frank-Walter Steinmeier’in ve yüzde 7,5 ile Birlik partilerinin başbakan adayı olan Almanya Başbakanı Angela Merkel’in izlediği kaydedildi.
”Data 4 U” enstitüsünün yöneticilerinden Umut Karakaş, Özdemir’in Türkler arasında bu ölçüde desteklenmesinin, bir göçmenin Almanya’da neler yapabileceğini göstermesinden kaynaklandığını söyledi.
Araştırma enstitüsünün Alman yöneticisi Joachim Schulte de, çoğu Türk’ün, muhafazakar olmalarına rağmen tercihleriyle SPD ve Yeşiller partilerinin uyum sürecine sağladığı katkıları takdir ettiklerini gösterdiklerini ifade etti.
(aa)
CHP istedi AKP’ye gitti şimdi meydan okuyor
Türkiye onu yıllarca Anavatanlı Sibel Çarmıklı olarak biliyordu ancak o 29 Mart’ta yapılacak yerel seçimlerde AK Parti saflarında Beşiktaş belediye başkanlığı için yarışacak.
Ömer SÜT‘ün röportajı…
Çarmıklı’nın neden AK Parti’ye geçtiğini, Beşiktaş belediyesi başkanlığı gibi zor bir görev için neden yarıştığını konuştuk.
Cafesiyaset’in sorularını samimi bir şekilde cevaplayan yerel seçim döneminin en gözde isimlerinden olan Çarmıklı, vizyonuyla hem AK Parti hem de CHP’lilerin takdirini kazanmış bir kadın siyasetçi. Çünkü Çarmıklı, AK Parti’nin bu teklifinden önce CHP’den de teklif almış ancak Çarmıklı, CHP’nin bu teklifini büyük bir nezaketle reddetmiş.
Peki, Sibel Çarmıklı kimdir? (Bununla ilgili daha detaylı bilgileri www.sibelcarmikli.com sitesinde elde edebilirsiniz.)
Çarmıklı’nın siyaset hayatı 1992’de Anavatan Partisi’ne (ANAP) katılımıyla başladı. 1993’te ilçe kongrelerinde İstanbul’un Beşiktaş ilçesinin Yönetim Kurulu Üyeliğine seçilen Çarmıklı, aynı yıl Temmuz ayında İstanbul İl Kongresi’nde İl Yönetim Kuruluna seçildi. AK Parti’nin Beşiktaş adayı Sibel Çarmıklı, 1993-1998 arasında İl Yönetim Kurulu Üyeliği, medya ve gençlik alanlarından sorumlu İl Başkan Yardımcılığı görevlerinde bulundu.
ANAVATAN’DA BİR İLKE İMZA ATTI
1995 Genel Seçimleri’nde İstanbul I. Bölge’den milletvekili adayı oldu. 1996’da ANAVATAN 5. Olağan Büyük Kongresi’nde Merkez Karar ve Yönetim Kurulu’na (MKYK) seçildi. 1998’deki 6. Olağan Büyük Kongre’de MKYK adaylığını koyarak bu organın tek kadın üyesi sıfatını kazandı. 18 Nisan 1999 Genel Seçimleri’nde milletvekili aday adayı oldu.
2004’te ANAVATAN İstanbul İl Başkanlığına getirildi, 2005-2007 arasında Genel Başkan Yardımcısı olarak görev yaptı. 2009’da AK Parti’ye katılan Çarmıklı, İstanbul’da Beşiktaş İlçesi Belediye Başkan Adayı oldu.
Çarmıklı, işadamı Ali Çarmıklı ile evli ve ikisi erkek, biri kız 3 çocuk annesi. Fransızca ve İngilizce biliyor.
Sibel Çarmıklı, cafesiyaset‘e verdiği röportajında bir kadın gözüyle hedef ve projelerini anlattı:
Uzun yıllar Anavatan’da çeşitli görevlerde bulundunuz. AK Parti çatısı altında seçimlere girme kararınızda kimler etkili oldu? Bu kararınızı verdikten sonra ailenizin tepkisi ne oldu?

AK Parti ile siyaset yapma teklifi sayın Başbakan Recep Tayyip Erdoğan aracılığı ile Devlet Bakanı Nimet Çubukçu`dan geldi. AK Parti benimle siyaset yapmak istedi. Gelen bu teklif karşısında tabi ki çok heyecanlandım ve iki gün düşündüm. Beşiktaş için faydalı olacağıma karar verdim ve Başbakan Erdoğan’la yaptığımız bir buçuk saatlik bir görüşmeden sonra buna karar verdim.
Bu kararı verdikten sonra ailem bana büyük destek verdi ve Beşiktaş için çok faydalı işler yapacağımı söylediler? (Röportajın devamı bu linkte)
Türk: Kürtler Türklerle barış istiyor
Demokratik Toplum Partisi (DTP) Genel Başkanı Ahmet Türk, ”Kürtler, Türklerle birlikte barış içinde, kardeşçe ve özgürce yaşamak istiyor” dedi.
Türk, Muş belediye meydanında düzenlenen mitingde partililerine hitap etti. Türkiye’de Kürt sorununun çözülmediği müddetçe sorunların aşılmasının mümkün olmayacağını iddia eden Türk, ”Bu ülkede çeşitli sorunlar var. Ama en önemlisi olan Kürt sorunu çözülmedikçe ne demokrasi ne de özgürleşme olur” diye konuştu.
Konuşmasında Kürtlerin özgürce yaşamak istediklerini, kardeşlik, barış ve demokrasi istediklerini ifade eden Türk, ”Ama birileri Kürtleri uyutmaya çalışıyor. Bir taraftan TRT Şeş’i çıkardılar, bir taraftan da sizlere Kürtçe hitap ettiğimiz zaman hakkımızda tutanak tutuyorlar” dedi.
Seçim öncesi halka çeşitli yardım malzemeleri dağıtıldığını belirten Türk, çamaşır makinesi dağıtımını da eleştirdi.
Etnik milliyetçilik yapmakla suçlandıklarını, oysa buna tamamen karşı olduklarını öne süren Türk, ”Bu topraklarda Türklerle, Lazlarla, Çerkezlerle yıllarca kardeşçe yaşamışız. Ama inkarcı, imhacı politikalarla Kürtleri kazanamazsınız” diye konuştu.
(aa)
Baykal, Bahçeli ve 5 gazeteciye dava
Başbakan Erdoğan, ”Kişilik haklarına saldırıda bulundukları” iddiasıyla CHP lideri Baykal’a, MHP lideri Bahçeli’ye ve 5 gazeteciye tazminat davaları açtı. Erdoğan’ın dava gerekçeleri şöyle:
Erdoğan ve AK Parti adına, bazı gazeteciler ve basın kuruluşlarına da toplam 80 bin TL’lik manevi tazminat davaları açıldı.
Başbakan Erdoğan ve AK Parti’nin avukatları Zelkif Kazdal, Fatih Şahin ve Muammer Cemaloğlu tarafından hazırlanan dava dilekçesinde, CHP Genel Başkanı Baykal’ın, 17 Şubat 2009 tarihinde, TBMM Grup toplantısında yaptığı konuşmada, Erdoğan’ın ”Kişilik haklarına saldırıda bulunulduğu” ileri sürülerek, söz konusu konuşmada, ”Türkiye’de bugüne kadar hiçbir başbakanda görmediğimiz laubali bir üslup içinde, ne yapacağını şaşırmış vaziyette ona saldırıyor, buna saldırıyor, sanki bu sorunlar onu ilgilendirmiyormuş gibi garip bir manzara içinde bir tabloyla karşı kalıyoruz” şeklinde ifadelere yer verildiği belirtildi.
Dava dilekçesinde, aynı konuşmada, Baykal’ın, ”Gevezeliği bırakması lazım, onu bunu suçlamayı bırakması lazım, palavrayı bırakması lazım, milletin gerçek sorunlarına bir an önce Başbakan’ın yönelmesi lazım” ifadelerini de kullandığı kaydedilerek, 50 bin TL’lik manevi tazminat talebinde bulunuldu.
Açılan başka bir davada ise Baykal’ın, Radikal gazetesi köşe yazarı Murat Yetkin ile yaptığı söyleşinin, 27 Şubat 2009 tarihinde gazetede yayınlandığı belirtildi. Dilekçede, söz konusu söyleşide, Baykal’ın, ”Şimdi soruyorum: Sen ne biçim siyasetçisin? Bir maganda üslubudur gidiyor. Türkiye de bunu seyrediyor. Bu sorumsuzluklar karşılıksız mı kalacak? Bu maganda üslubunun bir sonu olacak mı?” şeklinde sözler sarf ettiği ifade edildi. Söz konusu ifadeler nedeniyle Baykal’dan, 50 bin TL’lik manevi tazminat talep edildi.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli aleyhinde açılan davanın dilekçesinde ise Bahçeli’nin, 19 Şubat 2009 tarihinde yaptığı yazılı basın açıklamasında, ”Başbakan Erdoğan seçim kampanyasında yalan, karalama, istismar ve aldatmacaya dayanan seviyesiz ve ucuz bir stratejiyle Türk milletinin karşısına çıkmıştır. İftira ve çamur atma silahına yeniden sarılan, sahte demokrasi havarisi ve sanal kahraman rolü oynayarak, seçim rüşveti dağıtarak siyasi ömrünü uzatmaya çalışan Başbakan, seçim meydanlarında yalan rüzgarları estirmektedir” şeklinde ifadeler kullandığı aktarıldı.
Dava dilekçesinde, bu ifadelerin hakaret niteliği taşıdığı öne sürülerek, Bahçeli’den 50 bin TL’lik manevi tazminat istendi.
-BAZI GAZETECİLERE DE TAZMİNAT DAVALARI AÇILDI-
AK Parti ve Başbakan Erdoğan’ın avukatlarınca, bazı gazeteciler ve basın kuruluşları hakkında açılan tazminat davaları ise şöyle:
Emin Çölaşan‘ın, 8 Şubat 2009 tarihinde ART televizyonunda yayınlanan ”Ankara Rüzgarı” isimli programda Mustafa Balbay ile diyalog şeklinde geçen konuşmasında yer verdiği ifadelerle Erdoğan’ın ”Kişilik haklarına saldırıda bulunduğu” ileri sürülerek, 10 bin TL manevi tazminat talebinde bulunuldu.
Cüney Arcayürek‘in 6 Şubat 2009 tarihinde, Cumhuriyet Gazetesinde yayınlanan ”El Atına Binen Tez İner” başlıklı köşe yazısında kullandığı ifadelerle Erdoğan’a hakaret edildiği öne sürülerek, 10 bin TL manevi tazminat talep edildi.
Selcan Taşçı’nın, Yeniçağ gazetesinin 16 Şubat 2009 tarihli nüshasında, ”Medya Polemik” isimli köşesinde, Erdoğan’ın fotomontajla ”Pinokyo” olarak resmedildiği bir fotoğrafın yayınlandığı belirtilerek, 10 bin TL tazminat talebinde bulunuldu.
Orhan Karataş‘ın, Ortadoğu gazetesindeki 12 Şubat 2009 tarihli yazısındaki ifadeler nedeniyle AK Parti ve Erdoğan adına 10 bin ve 27 Şubat 2009 tarihinde yayınlanan ”Zengin Başbakan” başlıklı köşe yazısı için AK Parti adına 10 bin; aynı gazetede yayınlanan ve Yıldıray Çiçek tarafından kaleme alınan ”Tehdit ve Şantajla Oy Avcılığı” yazısı nedeniyle AK Parti adına 10 bin, ”Recep İvedik Modeli ve Siyasette Seviye” başlıklı köşe yazısı için Başbakan Erdoğan adına 10 bin, ”Agresifim, Kompleksliyim, Sinirliyim” başlıklı köşe yazısı sebebiyle de AK Parti ve Erdoğan adına 10′bin TL’lik manevi tazminat davaları da açıldı.
AA
DTP’li Tuncel’den tehdit gibi sözler
Öcalan’a ‘Sayın’ dedi, Erdoğan’ı saygısızlıkla suçladı, PKK ve Öcalan’la masaya oturulmasını istedi, dahası tehdit bir açıklama yaptı.
Demokratik Toplum Partisi (DTP) İstanbul Milletvekili Sebahat Tuncel, Kürt halkı kendini huzur içinde görmediği sürece Türkiye’de yaşayan hiç kimsenin huzurlu olamayacağını söyledi.
Hükümetten, Kürt sorununu daha ciddi ele alması ve diyalog yapmasını isteyen Tuncel, PKK ve Abdullah Öcalan’la temasa geçilmesi gerektiğini ifade etti.
Terör örgütü elebaşı Öcalan’a sayın diye hitap eden Tuncel, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ı da saygısızlıkla suçladı.
Antalya’daki 2 ayrı seçim bürosunun açılışına katılan Sebahat Tuncel’e partilileri yoğun ilgi gösterdi. Yaklaşık 3 bin DTP’li Kepez seçim bürosu önünde toplandı.
Diyarbakır’ın Diyarbakır’ı istediğini ifade eden Kepez Belediye Başkan Adayı Cevdet Çağlar, kendilerinin de Antalya’yı, Kepez’i, İstanbul’u, İzmir’i Türkiye’nin dört bir yanını istediklerini aktardı.
Türkçe başladığı konuşmasının selamlama bölümünü Kürtçe bitiren Sebahat Tuncel, kendisini gösterilen ilgiden memnun olduğunu belirtti.
AK Parti’nin ülkeyi kötü yönettiğini ileri süren Tuncel, CHP’nin de kötü muhalefetiyle buna destek verdiğini belirtti.
Tuncel, “Bu ülkenin sorunlarını çözmeden demokratikleşmeyi sağlayamazsınız. Bu ülkede barışı tesis edemezsiniz. AK Parti hala Kürt sorununu görmezden geliyor, sorunu hala bir terör sorunu gibi lanse etmeye çalışıyor. Dünya ekonomik kriz dolayısıyla harcamalarını kısarken Türkiye’de hala savaşa çok büyük bütçe harcanıyor. Mesele sadece ekonomi değil, canlar gidiyor. İster asker ister gerilla bu ülkenin çocukları, emekçileri yaşamını yitiriyor.” diye konuştu.
Başbakan Erdoğan’a Diyarbakırlılar ve halk adına seslendiğini ifade eden Tuncel, “Davos’ta öyle kahramanlık yapmaya kalkmayın. İsrail’e söylediğiniz sözlerin aynısını kendi halkınıza uyguluyorsunuz. İsrail ile Filistin sorununu çözmenin yolunun halkın idaresiyle gelen Hamas’ı dikkate almaktan geçtiğini söylüyorsunuz. Ama yine halkın idaresiyle Meclis’e girmiş DTP’yi 1,5 yıldır görmezden geliyorsunuz. Kim size inanır sayın başbakan?” açıklamasını yaptı.
Asit kuyularının açılması için savcılık tarafından yapılan girişimin önemli olduğunu belirten Tuncel, “Türkiye’de Ergenekon’la başlayan süreç önemlidir. Siz bu sorunu çözmediğiniz sürece gerginlik sürecektir. Bakın Kürt sorunu Diyarbakır’da, Şırnak’ta, Batman’da, Van’da değil. İşte burada, Antalya’dadır.” dedi. Kürt ve Türklerin binlerce yıldır birlikte yaşadığını kaydeden Tuncel, dolayısıyla sorunların, geçmiş ve geleceğin ortak olduğunu aktardı.
Geleceği iyi kurmak için sorunların birlikte çözülmesi gerektiğini vurgulayan Tuncel, “Eğer Türkiye’de Kürt sorunu çözümlenmezse Türkiye’de demokratikleşme mümkün olmaz. Türkiye’de Kürt halkı kendini özgür hissetmezse özgür olmazsa, Türkiye halkları da özgür olamaz. Bu herkes tarafından görülmek zorundadır.” şeklinde konuştu.
TRT 6 açılımını da eleştiren Tuncel, Ahmet Türk’ün grup toplantısında Kürtçe konuşmasını şov olarak değerlendiren Başbakan’ın asıl şov yaptığı ifade etti.
Kürt halkının zafere hiçbir zaman bu kadar yakın olmadığını vurgulayan Tuncel, hata yapmamaları durumunda bu yoldan galibiyete ulaşacaklarını söyledi. Bu arada Tuncel’i dinlemek için mitinge gelen gençler, birbirlerinin omuzlarına çıkarak kule oluşturmaya çalışırken yere düştü.
CHA
Unakıtan taburcu oluyor
ABD’de hafta başında başarılı bir baypas ameliyatı geçiren Maliye Bakanı Kemal Unakıtan’ın bu hafta içinde hastaneden taburcu edilmesinin beklendiği öğrenildi.
Bakan Unakıtan’ın Cleveland Clinic’te yanında bulunan oğlu Abdullah Unakıtan, A.A muhabirine telefonda verdiği bilgide, babasının gayet iyi durumda olduğunu, bakanın ameliyatın ardından iyileşme sürecinin umduklarından çok daha hızlı devam ettiğini söyledi.
Abdullah Unakıtan, Maliye Bakanı Unakıtan’ın durumunun iyi olduğunu vurgulayarak bu hafta içinde hastaneden taburcu edilmesini beklediklerini, gelecek hafta başında da Türkiye’ye dönmesinin mümkün olduğunu belirtti.
Maliye Bakanı Unakıtan Cleveland Clinic’te 16 Şubat’ta başarılı bir baypas ameliyatı geçirmişti.
haber7
Tüm partilerin kadın başkan adayları
DTP 17, CHP 6, AK Parti 7, DSP 3, BBP 5 ve MHP 7 yerde kadın aday gösterirken, Saadet Partisi bu konuda daha cesur bir açılım yaptı ve ilk kez 9 kadını başkanlığa aday gösterdi.
H. SALİH ZENGİN’in haberi
Kadınların siyasetin tozunu alma mücadelesi 29 Mart yerel seçimlerinde de rafa kalktı. CHP’nin çarşaflı kadınlara rozet takarak gerçekleştirdiği açılım da, Başbakan Erdoğan’ın ‘Siyasette kadının zarafetine ve nezaketine ihtiyacımız var.’ sözü de bir başka bahara kaldı. Gelecek ay yapılacak yerel seçimlerde siyasi partiler belediye başkanlıkları için kadın adaylara yine çok az bir kontenjan ayırdı.
DTP 17, CHP 6, AK Parti 7, DSP 3, BBP 5 ve MHP 7 yerde kadın aday gösterirken, Saadet Partisi bu konuda daha cesur bir açılım yaptı ve yerel seçimlerde ilk kez 9 kadını belediye başkanlıkları için aday olarak gösterdi. DTP dışındaki bütün partileri kadın adaylar noktasında deyim yerindeyse ’sollayan’ Saadet Partisi’nin bu açılımını partinin İstanbul Şişli belediye başkan adayı İlknur Karaaslan ve Ankara Çankaya belediye başkan adayı Esra Acun ile konuştuk.
İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’nden mezun olan, 1970 doğumlu İlknur Karaaslan, Saadet Partisi’nin Şişli için belediye başkanlığına aday gösterdiği bir isim oldu. Şişli gibi bir yerde tek kadın aday olan Karaaslan, bunun büyük bir avantaj olduğu düşüncesinde. Kadınların daha detaycı, organizasyon kabiliyeti yüksek, olayları irdeleyebilen kişiler olduğunu söyleyen ve iş dünyasında çok başarılı işkadınlarının bulunduğunu hatırlatan Karaaslan, “Kadınların siyasette daha fazla olmasını istiyorum. Bu hayatı kadın erkek birlikte paylaşıyoruz. Kadın adayların azlığı bu sorunu henüz aşamadığımızı gösteriyor.” diyor.
Saadet Partisi’nden Çankaya belediye başkan adayı Esra Acun ise Türkiye’de kadın kollarında en etkin çalışmayı Saadet Partisi’nin yürüttüğü görüşünde. “Çoğu siyasi parti, kadın söz konusu olduğunda mangalda kül bırakmıyor. Ama kadın aday söz konusu olunca mazeretler uydurup bunu engelliyorlar. Türkiye’de maalesef erkek egemen bir siyaset tablosu var. Siyasete kadın eli değmelidir diye düşünüyorum.” diyen Acun, Saadet Partisi’nin kadın aday açılımının, samimiyetinin ifadesi olduğu fikrinde. 1973 Ankara doğumlu ve eski Demokrat Partili Dursun Acun’un kızı olan tiyatrocu Esra Acun, aynı zamanda Türkiye’nin ilk kadın pandomim sanatçılarından.
CHP’li bir anne-babanın kızı olan İlknur Karaaslan ile Demokrat Partili bir aileden olan Esra Acun, parti ve tabanın bir evlada gösterilecek yakınlığı ve nezaketi gösterdiğini söylüyor. “Saadet Partisi içinde saadeti buldum diyebilirim.” diyen Acun, ailesinin SP adaylığını mutlulukla karşılayıp tebrik ettiğini söylüyor. Şişli Belediyesi başkan adayı İlknur Karaaslan ise ailesinin hep CHP’ye oy verdiğini ama kendisinin her zaman Milli Görüş çizgisinde olduğunu ve bunun bir dava hizmeti olduğunu kaydederek, şimdi de anne ve babasını kendisine oy vermeleri için ikna etmeye çalıştığını söylüyor: “Anne-baba duasına inanan birisiyim, haliyle onları adaylığıma ikna edip dualarını alarak yola çıktım.” Saadet Partisi’nin her iki kadın adayı da başka partiye geçmeyeceklerinin altını çiziyorlar. Saadet Partisi’nin kadınlara imkan tanımaktan korkmayacak kadar cesur bir parti olduğunu gösterdiğini ve başka bir partide siyaset yapma arzusunun olmadığını söyleyen Acun’a karşılık Karaaslan ise şöyle diyor: “Başka partilerin tekliflerini kesinlikle kabul etmem. Rant peşinde değilim. Hırsım ve kavgam yok.”
Saadet Partisi’nin Çankaya ve Şişli Belediye başkan adayları eğer seçimi kazanırlarsa, diğer siyasi partilerin kadın adaylar konusundaki tavrı değişir mi bilinmez. Ama Saadet’in tarihinde yerelde ilk kez yaşanan dönüşümün diğer partileri etkileyeceği kesin. s.zengin@zaman.com.tr
***
Saadet tabanı beni önyargısız karşıladı
Esra Acun (Saadet Partisi Çankaya belediye başkan adayı): Saadet Partisi bir kadın ve bir sanatçı olarak beni çok güzel karşıladı. Önyargısız ve koşulsuz bağırlarına bastılar. Numan Kurtulmuş, kafamdaki lider tanımıyla bire bir örtüşünce adaylık sürecim başladı. Engelliler, kadınlar, bakıma muhtaç yaşlılar, sokaktaki çocuklar için örnek projelerimiz var. Milli Görüş, belediyecilikte efsane çalışmalara imza atmış bir siyasal akımdır. Ben sorunlara uzaktan bakmayan, bizzat sorunların içinde yaşayan vatandaşım. Çankaya, bu seçimde içinden çıkan birine, kendisine oy verecek.
***
Şişli’yi bir marka yapacağım
İlknur Karaaslan (Saadet Partisi Şişli Belediyesi başkan adayı): Şişli için vizyoner düşüncelerimiz var, özellikle kadınların ve gençlerin istihdamına yönelik projelerimiz ağırlıkta olacak. Şişli’yi bir marka haline getireceğiz. Mustafa Sarıgül’ü bir engel olarak görmüyorum. Yaptığı işler popülizme dönük. Gerçekten hizmet mi ediyorsunuz, yoksa DSP’nin liderliğine mi oynuyorsunuz? Türkiye’nin en borçlu belediyesi Şişli Belediyesi. Hizmet varsa bu borç niye? Sarıgül korksun, kesinlikle geliyoruz.
***
Siyasî partilerin kadın başkan adayları



Zaman-Pazar
-
Yeni
- AvivaSA’da yeni atama
- İnternet tarayıcıları testinde kim önde?
- Miss Turkey 2009
- Sean Penn eşini boşamakta kararlı
- Sümer Ezgü’den Hadise’ye destek
- Sedat Balkanlı hayata gözlerini yumdu
- Mutfakta yer açmanın 5 ucuz yolu
- ‘Güneşi Gördüm’ün yurtdışı afişi
- İki Jennifer davalık oldu
- Asra sığan bir ikindi vakti..
- 27 öğrenciye domuz gribi karantinası
- Sağlıklı Yaşam için – Lida
-
Bağlantılar
-
Arşiv
- Nisan 2009 (48)
- Mart 2009 (288)
- Şubat 2009 (351)
- Ocak 2009 (245)
-
Kategoriler
-
RSS
Yazılar RSS
Yorumlar RSS